the secret of happiness is to count your blessings while others are adding up their troubles -william penn

BEN SEN O


* evlenmek ya da evlenmemek, işte bütün mesele bu! arkadaşlarım bir bir evlenir, dahası doğurma kuyruğuna girerken ve de işbu nedenlerden dolayı tüm gözler üzerime çevrilmişken, kendimi spot ışığının altında kalmış kakalak gibi hissediyorum.

en büyük korkularımdan biri, aşık olmadığım bir adamla evlenmek... ama eninde sonunda bir tercih yapmak zorunda kalacağım gibi geliyor ki bu durumda, başıma gelecekleri görebiliyorum. çünkü çocuk istiyorum (başıma acayip bi dert alıcam biliyorum). kendime önce "bu adam çocuklarıma iyi bir baba olabilecek mi?" sorusunu soracağım. genleri ve cüzdanı müsait, azcık da iyi huylu (kendim için istiyorsam namerdim, tanrım çocuklarıma yakışıklı ve zengin bir baba ver, lütfen!) bir baba adayı bulduğumda tamam diyeceğim.

dürüst olmak gerekirse, söz konusu erkekler olduğunda, söz konusu bir erkeğe ömür boyunca güvenmek olduğunda, kendimi cehennemin orta yerinde bir labirente hapsolmuş gibi hissederim. bilemiyorum, belki de ben fazla tepki veriyorum. birine bütün bir ömür boyunca sadece bana mı bu kadar korkunç geliyor yoksa cidden aşkın gözü kör de, insan evlendikten sonra yeniden görmeye mi başlıyor? ciddiyim, bu konuda yardıma ihtiyacım var...

* tezden haber vermeyi unuttum. savunmaya girdim. sevgili enstitü, haber verme zahmetine katlanmadığı için, bir gün önce danışmanımdan öğrendim. amacım uzatmaydı. aldım. "final countdown"dayım şimdi. üç buçuk ata ata dolanıyorum ortalıkta. ekim sonunda esas teslim. kasım sonunda dananın birşeylerini koparacağım ay bakalım elimde kalan ne olacak?

* "HAYIR". anayasa değişikliğine vereceğim cevap. örneklerini her yerde gördüğümüz antilaik yaşam tarzını çok daha kolay bir şekilde yaygınlaştırmanın yolunu açacak olan anayasa değişikliğine cevabım budur. 12 eylül darbesiyle acı çekmiş, sürgüne gönderilmiş insanların acılarını kullanarak "evet" reklamı yapan diktacı zihniyete vereceğim cevap budur. akepe, seçimleri kaybettiği takdirde çok ciddi yargısal süreçlerle başa çıkmak zorunda kalacağı için, kendini kurtarmanın peşinde. aklı başında her vatandaşın, baştakilerin neyin peşinde olduklarını görebilen her vatandaşın da yapması gereken budur.


PS. tez anamı belledi. bi süredir blogları takip edemiyorum. şu işten paçamı bir sıyırayım hele... bekleyin beni!

PS. "long for your voice" feyse geri dönmüş. geçen, otobüste onu gördüm sandım yine. epeydir düşünmemiştim. bugün tesadüfen gördüm, geri gelmiş eşşek. ve hala sevgilisi var! :((((


2 yorum:

BlahBlah dedi ki...

1. erkeklere güvenme.
2. erkeklere asla güvenme.

bana ne zaman "seni seviyorum, resmen müptelan oldum" deseler, korku salar içimi. en ufak bir şeyde "ya yürmüyo işte" derler. yakışıklılığı boş geç, çocuğuna karakterli baba ara. güzelliğini senden alsın.

enstitüler böyle sanırım. bana da aynı şey oldu. şimdi başka üniversitedeki doktoramda da enstitüyle papaz konumdayım. allah bilgi edinmeden razı olsun. sorunlarımı o yöntemle çözüyorum. yiyosa yapmasınlar :)

zahir ve mavi dedi ki...

güvenmiyorum. güvenemiyorum... istesem de zoooooorrrr..... bundan sona biriyle tanıştığımda aklıma gelen ilk soru "bundan iyi baba olur mu?" ayyyy afakanlar basıo!! ya aslında herşeye boşverip "inceldiği yerden kopsun" demek lazım ya.. işte....

okula gittim savunma günü. binicem tepelerine. kimseyi bulamadım yaaa... kendi kendime sinir oldum öyle girdim savunmaya. allahtan paçayı sıyırdım. hani, bildiğin "direkten döndüm".. bi yerlerde biri beni kayırıo ya, bıkmaz umarım...

saolasın.. :D

 

Follow Me

Contact

Ad

E-posta *

Mesaj *

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı